28 Ekim 2011 Cuma

...(18)

Her konuda bir düşünceye sahip olabilirsin...Ama bu düşüncelerini aktarabilmen için ya ağzını kullanırsın söylemek için ya da elini kullanırsın yazmak için...Bu yüzden de ağzına(diline) ve eline(parmaklarına) çok dikkat etmelisin...En az birisinden birisi mutlaka olmalı bedeninde...Her iki fonksiyonunu da yitirmiş isen düşüncelerin neye yarar ki...İfade edememek belki de en büyük tutsaklıktır...

13 Ekim 2011 Perşembe

...(17)

Doğduğum zaman da ağlarken kimse yoktu yanımda...Bir çift elin bedenimde gezinmesini anlamayacak kadar küçüktüm o zamanlar...Belli ki son defa gözlerimi yummadan önce de ağlayacağım...Ve bu sefer de yanımda kimse olmayacak...İşte bu sefer bir çift elin bedenimde gezinmesini anlamayacak kadar ölü olacağım...

...(16)

Yaşadığın mutluluğun tadına varmak için bu sevincini paylaşmalısın...Eğer hayatında mutluluğunu paylaşabileceğin bir vücut yoksa o zaman sen ölü sayılırsın...

...(15)

Hayatında her şeye sahip olabilirsin...Evin,araban veya çok paran olabilir...Gözlerin bu sanal dünyaya açık iken sahip olabileceğin bütün maddelere ulaşabilecek güçtesin...Peki ya mutluluk???Yalnızken gerçekten de mutlu musun???

5 Ekim 2011 Çarşamba

ANASON(ZAKKUM)

Garip...

Hayat gerçekten de çok garip...Bir sürü insanla tanışırız gün boyunca...Bazılarını severiz bazılarını ise hiç sevmeyiz...Ama bizim sevmediğimiz insanları da seven birileri var...Bize haince gelen gözler kimi için can yoldaşı imiş...Belki de bizler sevmediklerimiz ile tam bir iletişim kuramadığımız için onları dışlarız...Ya da zaman,mekan,ortam uygun olmadığı için çürüğe ayırırız...Ama demin okuduğum yazıda şunu gördüm ki;bizlere sıcak gelmeyen gülümsemeler bazı insanlar için dert ortağı imiş...Muhabbet etmekten kaçındığımız o düşünceler bazıları için bir çıkış yolu imiş...Dostluk kuramadığımız insanların başka insanlar için birer dost olduğunu asla unutmayalım...Her ne kadar sevmesek de sevenlerinin olduğunu unutmayalım...Belki o zaman pesimist düşüncelerden kurtulabiliriz...

BELKİ

Belki boş yere bakmıyordur gözlerim boşluğa...
Belki senin en gizli siluetin orada barınıyordur...
Belki sende bana bakıyorsundur en mavisinden...
Belki gülümsüyorsundur beyazdan fışkırır gibi...
Belki sevdiğini fısıldıyordur dudakların...
Belki bende duyuyorumdur saklı sözlerini...
Belki bende sana fısıldıyorumdur aynı sözcükleri...
Belki beyaz aslında sensin...
Belki zihnim bana oyun oynuyordur en temizinden...
Belki sahtekardır duvarlar bana karşı...
Belki payına düşen rolu paylaşıyordur dört duvar...
Belki her şey gerçek...
Belki bunların hepsi birer yalan...
Belki sen beyazın ta kendisisin...
Belki ben beyazın bir oyunuyumdur...

2 Ekim 2011 Pazar

BUGÜNLERDE

Okumaktan çok yazasım var bugünlerde...Her ne kadar yazacak pek bir şeyim olmasa da saçmalamak ve saçmalarken yazmak en güzel alışkanlık...
Dinlemekten çok söyleyesim var bugünlerde...Her ne kadar sesim karga gibi olsa da bağıra bağıra şarkı söylemek en güzel ses çıkarmak...
İzlemekten çok gözlerimi kapayasım var bugünlerde...Her ne kadar görmek en güzel duyu olsa da yummak ve karanlığa boğulmak en güzel suskunluk...

1 Ekim 2011 Cumartesi

...(12)

Tarifsiz yorgunluğumun ilk yudumlarını tadıyorum...
Beynimin çarkları durmadan dişlilerini geçiriyor parmaklarıma...
İçimden akıp giden mısralara bulaşmış siyah beyazın kokusu...
Garip bir girdabın en ortasında dönüyorum düşüncelerle...
Savrulan heceleri toplamaya çalışıyorum alelacele...
Uykunun mis gibi kokusu burnumda ekmek misali tüterken...